16 Eylül 2020 Çarşamba

 

Dünyanın En Zeki Çocukları Nasıl Başardılar? – Amanda Ripley Kitap İncelemesi

(The Smartest Kids in the World and How They Got That Way)

 

1.      BÖLÜM

 

Hiçbir zaman istediğim kadar başarılı olamadım. 96 doğumluyum, benim dönemimde özel okullar şimdiki kadar popüler değildi. Bütün eğitim hayatım devlet okullarında geçti. Ailemin eğitimle ilgili bir hırsı yoktu ancak ilgisiz de değildiler. Kendileri gibi lisansı bitirip devlette düzenli bir işe girmem yeterliydi ama ortaokulda eğitimden başka beklentilerim ortaya çıkmaya başladı. İstediğim eğitime ücretsiz ulaşabilecek kadar başarılı olamadım ve bunun için kendime suçluyorum. Sanırım bu yüzden nerede eğitim ve zeka ile ilgili bir kitap bulsam alır okurum. Dünyanın En Zeki Çocukları Nasıl Başardılar’ı da bu şekilde buldum. Kitap Tübitak tarafından basılmış ve Temmuz 2020’de 18 TL’na satılıyordu.

 

Time dergisinde çalışan Amanda Ripley’den bir eğitim haberi hazırlanması istenir. Haber için araştırma yaparken ülkesindeki (ABD) çocukların akademik başarısının diğer ülkelerle kıyaslandığında vasat kaldığını fark ediyor. Ekonomik olarak ABD’den daha kötü durumdaki ülkelerin bazılarında yaşayan çocukların nasıl daha iyi akademik becerilere sahip olduğunu araştırmaya karar veriyor. Bunun için Kim, Eric ve Tom adındaki üç Amerikalı lise öğrencisiyle röportaj yapıyor. Bu öğrenciler AFS (American Field Service) ile lisenin bir yılını başka ülkede okuyor. Kim Finlandiya’ya, Eric Güney Kore’ye ve Tom Polonya’ya gidiyor. Kitap sonbahar, kış ve ilkbahar olarak 3 kısma ayrılmış.

 

Kitap boyunca akademik karşılaştırmalar PISA (Uluslararsı Öğrenci Değerlendirme Programı) üzerinde yapılmış. PISA’nın ezberi değil, öğrenme arzusunu ölçtüğü söyleniyor.

 

Kitapta en sevdiğim kısım Kim, Eric ve Tom’un ABD’deki lise hayatlarının ve nasıl hiç bilmedikleri bir ülkeye okumaya gitmeye karar verdiklerinin anlatıldığı kısımdı. Kim ve Tom kendilerini liselerinde kapana kısılmış hissediyordu, burada kendimi okuyor gibi hissettim. Keşke bu programa ben de o zaman katılabilseydim diye çok iç geçirdim kitap boyunca.


SONBAHAR

Eric’in Kore’deki Lise Hayatı

Güney Kore lise okumak için korkunç bir yer. Kitap boyunca bunu hissediyorsunuz. Liselerde çan eğrisine göre notlandırma yapılıyor. Öğrenciler ve aileleri tek kurtuluş seçeneklerinin ülkedeki elit on üniversiteden birine girmek olduğuna inanıyor, bu yüzden rekabet çok fazla. Çocuklar son yıllarında sabah dört buçuktan gece on ikiye kadar okulda ve  hagwon denilen dershanelerde ders çalışıyor. Bu eğitim sistemine düdüklü tencere modeli denmiş.

 

Bu kısımdaki en korkunç hikaye bir Koreli öğrencinin, annesini veli toplantısına gitmesini engellemek için boğazından bıçaklamasıydı.

 

Tom’un Polonya’daki Lise Hayatı

 Tom’un hikayesi matematik dersinde bir polinom sorusunu çözememesiyle başlıyor. Amerika’da çocuklar, Asya ve Avrupadaki yaşıtlarının gördüğü matematik çok daha basitleştirilmiş halini görüyor. Genel olarak ABD’de ebeveyn ve öğretmenlerin bakış açısı, akademik yüklerin çocukların psikolojisini bozacağı yönünde. Kitaptan aklımda kalan en vurucu yer, bir çocuktan ne bekliyorsanız size onu vereceğiydi. Dolayısıyla, Amerika’da öğrenciler matematikte kötüler, Tom da bu matematik sorusunu çözemiyor ve o günden sonra Polonyalı öğretmen ona derste soru sormuyor.

 

ABD’li ebeveynlerin “kırılgan çocuk” imgesine karşı, Polonya’daki çocuklar başarısız olmaya gayet alışkın. Derslerde sınıfın büyük bir kısmı kötü not alıyor ve buna rağmen çalışmaya devam ediyor. Burada Winston Churcill’den güzel bir alıntı yapılıyor: “ Başarı heyecanını kaybetmeden hatadan hataya koşmaktır.”

 

Kış ve ilkbahar kısımlarını ilerleyen günlerde yazacağım.

13 Eylül 2020 Pazar

 Eylülü Yarılamışken Kısa Bir Özet

Eylülü Yarılamışken Kısa Bir Özet

  Blogun herhangi birine ulaşıp ulaşmayacağından emin değilim, ulaşacağını umarak birilerine hitap edecek şekilde yazacağım. Üniversiteyi bitirmem pandeminin ortasına denk geldi. Şirketler işe alımları azaltmış ya da durdurmuş durumda. Mayıs 2020'de kesinleşen İspanya'da sürecek altı aylık staj için almam gereken oturum izni pandemi yüzünden çıkmıyor, beklemekten başka yapacak bir şeyim yok.


  Evde durmayı sevmiyorum, depresiflik ve aylaklık düzeyim evde durdukça artmaya devam edecek. Evden yapabileceğim işleri araştırıyordum. İstediğim hayatı e-ticaret yaparak kurabileceğime 3-4 yıldır inanıyorum. Staj için paraya ihtiyacım olacak ve "mezun oldum, işim de yok neden başlamıyorum ki" diyerek 3 hafta kadar önce Clickfunnels ile satış yapmak için çalışmaya başladım. Şimdilik satış yok, ne kadar süre daha denemeye devam ederim bunu da bilmiyorum. Gelecek karanlık görünüyor. 


  Linkedin'de önerilen işlere bakarken çeviri işine benzeyen bir ilana rastladım. Şirketin adı Appen ve şirketlerin makine öğrenmesi için ihtiyaç duyduğu veriyi sağlaması için insanlara para ödüyor. Anadili Türkçe olanlar için hazırlanmış bir ilan vardı. Ona ve 2 ilana daha başvurdum, cevap bekliyorum. Şirket size referans kodu veriyor ve bu kodla belli şartları sağlayarak kayıt olan herkes için $25 ödüyor. Yıllardır aklımda olan bu blogu açmama vesile olduğu için Appen'a teşekkür ediyorum ve linki şöyle bırakıyorum:

 https://connect.appen.com/qrp/public/jobs?uref=a1c7cd3deb9f36f3f2732c6283c38aea

Umarım buraya düzenli olarak içimi dökmeye başlarım ve karşımda insanlar olur.


  Dünyanın En Zeki Çocukları Nasıl Başardılar? – Amanda Ripley Kitap İncelemesi (The Smartest Kids in the World and How They Got That Way)...